10 Temmuz 2011 Pazar

bıdı bıdı bıdı (vol.1) -sinemalar.com a atıfta bulunmuşum-


Bir yıldır belkide zaman olarak emin değilim ilk kez gelip bir şeyler yazıyorum :)) Görmeyeli sitemiz oldukça değişmiş :)) hala sinemayı takip ediyor ama pek buralara gelmiyordum...

Velhasıl ben buralara döndüm, ama birçok filmin sonuna geldik. Birçok serinin sona ermesi :(ilk başta hepimizin hayatının büyük bir bölümü olmuş Harry potter... Sanki o bitince bende de bir şeyler eksilecekmiş hissine kapılıyorum.. Peki ya siz? Harry Potter gibi büyük bir gişe canavarının sizin hayatınıza olan etkileri ne olmuştu?

Benim ilk izlediğim film (sinemada) Felsefe taşıydı :)) aslında yıllar önce chucky'nin bir filmini başını izleniştim ama o kadar küçüktüm ki korkup ağlamaya başlamıştım ve dışarı çıkmak zorunda kalmıştık :D yani ilk göz ağrım Harry Potter'dır :D

Ayrıca şimdiki gençlerin bayıldığı Twilight sevdamız var değil mi ? O da bu yıl içinde aramızdan ayrılacak... Harry Potter kadar değil ama kısa sürede birçok gencin odasının duvarlarının başköşesine ve kalplerinin tahtına oturmuş bir kadroya sahip film serisi :)) Zamanında bende çok seviyordum.. Kitapları, oyuncuları... Aranızda Twilight severler var mı??

Söylemeden edemeyeceğim not: twilight deyince twilight fanları geliyor aklıma :D ama bu Türkçe'nin kirletilmesidir arkadaşlar. Ayrıca birçok ingilizce fakiri arkdaşlar fun demektedir :D
fun (fan diye okunur) ve anlamı eğlencedir. Ama fan (fen diye okunur ama biz fan deriz :D ) hayran, takip etmek, sevmek anlamındadır. Ben yinede dalgınlığıma gelmedikçe hayran ya da severi kullanırım :)) Yanii "kuul olmalıyım beeeğn! En birinci benim!" sevdasına hem kendinizi hem Türkçemizi rezil etmeyelim :))

Konu dağılmadan devam edeyim :D Okul mokul araya girince film izlemeyi, hangi filmleri izlediğimi unutmuşum :D Hatırlarım da Mayısın 25 inde kalabalık bir grup olarak gitmiştik Karayip korsanları dünyanın sonuna :)) Çok güzeldi, izleyip ağzımız açık kalmıştık :)) seri bitti diye çok üzülmüştüm :( Nereden bileyim 4. bir film daha geleceğini :)) sinemadan çıkarken boş boş ekrandaki yazıları alkışlayanlar bile vardı :)) dalga geçmiştik "ahaha! Alkışlayın alkışlayın :) Bak Orlando Bloom geçiyor!"

Ne günlerdi! 4. filmin çıkacağı fısıltıları geldiği ilk günlerden beri ne zman diye kıvranıp durdum o da çıktı :) İnanılmaz bir kadroyla :) Kesinlikle görsel şölendi Benden başka Kaptan Jack Sparrow'u özleyen oldu mu?

9 Temmuz 2011 Cumartesi

bıdı bıdı bıdı... (vol.2)


Sadece Eski günlerin hatrına değil yeni şeyler içinde yazıyorum :)) Marvel bizi hiç yalnız bırakmıyor :) Oda olmasa fantastik karakter açığımızı nasıl kapatırız :)) Tabii ki de Thor'dan bahsediyorum! Kıvanç Tatlıtuğ bakışlı oyuncumuz Chris Hemsworth'u mu izleyip sevap kazanalım yoksa filme mi odaklanalım sinemada 3 kız karar veremedik :D Seviyorum ben Şu Marvel'i yahuu!! Spider-man ortalıkta yok :) birileri illa ki bizi kurtarmalı :))
kendini bile bilemeyen not:sanırım bu filmi çok zaman önce benzeri çekilmişti. Ama çook önce. Şimdi ki Thor varken ötekilere laf düşmez :D Gerçi "Thor'dan büyük Allah var! " :D

O değil de bir film daha var :) İçinde Daft Punk var! İzleyenin eve gidince bilgisayarın kasasına girmeye çalıştığı, CD-roomdan parmaklarını sokturttuğu bir film... Bu kadar lafın üstüne neyden bahsettiğimi anlamışsınızdır :) 

Tron! Keşke bir lightcylcleım olsa deyip duruyorum :) Oyuncu kadrosunda ilgi çekici isimler var, yok değil :) ilk Film 1982'de çıkmıştı ve zamnının ilerisine hitap ediyordu. Ama yine de denediler. Her ne kadar kötü karakter planını ana bilgisayarla tartışırken arkada pac-man olsa da zamanının çok önünde bir uğraştır. Saygı duyarım :)
yeni çıkan filmin şöyle artı ve eksileri var. Kesinlikle kullanılan görüntüler, insanı baymıyor tam aksine içine çekiyor. Ama ilk filmi izleyene :) Bir anda bu filmi izlemek isteyen fazla bir şey anlamayıp bu ne saçma bir şey deyip sıkılıyor... Mesela ben TRON manyağı olmuş ve bana da bulaştırmış bir arkadaşımla gittim. İlk filmi izlemiştik ve bu filmde ilkine gönderme tadında, nostalji tadında birkaç espri olmuştu. Salon neredeyse tıklım tıklım doluydu ama bir tek biz gülmüştük karnımızı tuta tuta :) Demek ilk filmi izleyen pek de bir çoğunluk yok...

Bu filmin bir özelliği Jeff Bridges, kendi gençliğiyle karşılıklı oynuyor :) ve tabii bir de quorra var! Varlığı bile yeter bize neyse ki biz de kendilerini bol bol görme fırsatı buluyoruz :) işte şimdi film olması gereken zamanda ve teknolojide. 82de yapılan film bilgisayara girip bir şeyler yapan birkaç insandan bahsediyordu ve o zamanlar bilgisayar hesap makinesi kadar rağbet gördüğü için kimse filmi anlamadı ve ilgi göstermedi :))

Çok dolmuşum ben bu film ile ilgili olarak :) Çünkü insanlar anlamamış filmi. En azından benim çevremde çok vardı "bence saçmaydı yaa! o ne öyle her bi şey garip garip renkli.. Tamam fena değilde boş geldi bana... neyse" dendiği için olsa gerek :)) (mazur görün)
Daha çok film var üstüne konuşulacak, çok şey var anılıp, ismi geçmesi gereken... Peki sizin izlediğiniz, özlediğiniz filmler... "Bu da ne filmdi bee!!" dediğiniz :))
"durun bir saniyee!!" diyen not: aslında yeni şeylerden bahsedecektim ama bakıyorumda Thor zaten eski bir çizgi roman... Tron ise 82de çekilmiş bir filmin devamı :)) ahh ahh bilmiyorum o zamnan ben bir şey :)) şimdi susup siz neler yapıyorsunuz, ne izliyorsunuz onları duyalım :))


4 Mayıs 2011 Çarşamba

Muhtemelen geleceğin büyük yalancılarından biriyim

Ben, evet evet ben!
Bunu anlatmalıyım çünkü muhtemelen söylediğim en organize yalanlardan (sadece) biri

Salı günleri okul 8 ders oluyor. En sevmediğim 2. Gündür kendileri. Okuldan dördü yirmi geçe çıkıyor ve allah allah nidalariyla fizik kursuna gidiyorum. Beş buçuk gibi de o başlıyor. Ertesi gün biraz daha iyi geçiyor. Okuldan üç buçukta çıkıp okulun zobidik halk oyunu şeysine gidiyorum. Normalde altı gibi de evde oluyorum.

Vaziyet belli. Nereye gidip ne yaptıgım çok açık! Ama şu iki gün biraz daha değişik geçti.

Bı arkadaşımın halası sağ olsun bize iPod aldı. Hemde paranin çoğunluğunu üstlenerek. Aslında evet bı kısmını verdiğini biliyordum ama arkadaşımın kaşını gözünü oynatışından çok çok çok daha fazlasını verdiğini çakozlayınca halk çocuğu psikolojisiyle halaya -ben 'HOLY HALA diyorum kendilerine'- hediye alalım dedik. İlginç ve muhtemelende pahalı olmalıydı....

Normalde arkadaşımla çarş. günü halk oyunu muhabbetinden sonra alsancakta (izmir'de rahatça hediye bulabileceğimiz bir yer diyerekten) dersaneye gidiyoruz bahanesiyle anamgili kekleyip gidip hediye bakınacaktık.

Ama öyle olmadı...

Salı günü fizik hocam ertesi gün ders yapalım dedi. Bende sevindim(her öğrencinin yapacağ gibi) Sonra arkadaşımla hemen Agora'ya gittik. (ki kendileri güya büyük bir alış-veriş merkezi. İsstanbuldakilerden sonra buradakiler daha çok perşembe pazarını andırıyolar...) Gezdik tozduk ettik eyledik. Sonunda muhteşem hediyeyi bulduk ve aldık. Ama bu bana fizik dersinin 30 liralık ücreti ve cebimden çıkan 25 tl ye daha maloldu. Haliyle cebimde 1 kuruş bile kalmamıştı. Ayrıca ben fizik dersine gitmediğimi de anamgillere söylemeiştim. Yani 30 tl içerdeyim.

Eve sanki fizik dersine gitmişim gibi geldim. Ertesi gün hem halk oyununa gittim hem de ordan çıkıp fizik dersine ve saat baya ilerledi. Onun içinde bahanem vardı. Hoca dersi uzatcakmış. 19 Mayıs'a yetişebilelim diye...

Ama anlayış eksikliğinden deli manyağı olan anamgil, beni fizik dersinin ortasında 2 kere arayıp sen nerdesin çok geç oldu deyince. O anda B,C ya da D planı bilmiyorum. O anda çok pis ters köşeye yatırıldım. Dersin son 5 dakkasına doğru ananmgil bilmem kaçıncı kez arayınca hocaya da "geç kalıcam demiştimde unuttu heralde heh heh!" deyip dersi yarıda kestik.

Annem ve babamın okulun önünde beklediğinin öğrenince hemen beynimin yalan söyleyen lobunu %100 kapasiteyle çalıştırmaya başladım. Ona ilk önce bele 5 dakkaya gelicem dedim ki okula bilmem kaç on dakka uzaklıktaydım. Sonra derim agoranın yakınlarında olduğu için orya oğru yürüyüp günün yalanını patlattım "ehh yani sizede sürpriz falan yapılmaz. Agoraya geldiydik arkadaşlarla hediye alalım diye. Azıcık anneler günü mü ne sankim?!" deyip oscarlık bi oyunculukla asena'ya, tanyeli'ne 1000 basacak süperlikte yalan söyleyip kıvırdım.

Evet belki anlık bir şeydi. Ama şu benim yardırmama neden oldu.

-arabadayken-

anne:ben senin sesinden anladım yalan söylediğini. Baştan deseydiniz ya işte. Alabildiniz mi barii? He he he!
ben:yaa işte sen öle ters köşe yapmayaydın. Alıyorduk da olmadı işte.

.....

evet kesinlikle çok "kötü" bir yalancıyım :))

18 Nisan 2011 Pazartesi

Teknoloji ve orta yaşlı insanlar mı? Ahh... teşekkürler almayayım!

Şu orta yaşlı insanların internette birbirlerine olan hitap şekillerini anlamıyorum. Günümüz gençliğinin bile artık tükettiği facebook'u yeni keşfeden bizim orta yaşlılarımızın birbirine attuğı "oo sen buralara gelir miydin? keh keh keh!!" tarzı kendi çapında şirin tümcelerin sağ alt köşesine görüşmek dileğiyle falan yazmalarıı?? Bilmem garipsedim mi ne? Hayır yani utanmasalar ekrana pul falan yapıştıracaklar.Tabii bir de şu var: böyle 3-5 tane bildiri gelir. hemen yakın gözlük takılır. Sonra o gariban bildiriler anayasa maddesi gibi okunur falan... işte öyle bir şeyler